Loading...

Blog

10-11-2020

İçerisi - Dışarısı

Yazan : Turgay Evin

          Aslında herşey kendini tanımakla başlıyor. Bu sayede değerlerimizi yani hayatta bizim için çok önemli olan tutunduğumuz dalları buluyoruz ve anlıyoruz. Belki de kendimize yetebilmemizin anahtarı da bu oluyor. Diğer taraftan baktığımızda ise kendi değerler listesini farketmeyen, kendi hayatının ana arterlerini keşfedemeyenlerimiz, yıllar boyu bir arayışta oluyor. İçimizdeki boşluk hissini yenebilmek, bu hisle yüzleşmemek için alkol, sigara, kumar, seks, yemek gibi bağımlılıklar peşinde koşuyoruz veya kendimizi alışverişle veya bizimle hiç ilgisi olmayan uğraşılarla uyutmaya çalışıyoruz.

          Son model bir araba hayali kuruyoruz, bu arabayı alabilmek için belki aylarca gece gündüz çalışıyoruz, belki ailemizden uzak kalıyoruz ve sonunda dört tekerlekli, bizi bir yerden başka bir yere götürebilecek, çok daha ucuz alternatiflerinin de olduğu bir makina alıyoruz. Aldıktan bir-iki ay sonra yaşadığımız heyecanın, aldığımız hazzın etkisi geçtiğinde ise başka bir eşyanın peşine düşüyoruz, mesela büyük ekran bir televizyon almayı hedefliyoruz. Bu sefer bu televizyon için deli gibi çalışmaya başlıyoruz ve bu şekilde bir labirentin içinde kazanacağımız peynirin şeklini değiştirerek dönüp dolaşıyoruz. Içimizdeki bitmeyen boşluk hissi ise oraya bakmadığımız için aynı şekilde yaşamaya devam ediyor ve biz dışarıda bir mutluluk varmışçasına yaşamaya devam ediyoruz.

          Tüm kadim felsefelerde, pek çok dinde ve inanışta yer alan şu cümleyi unutuyoruz: “ Dışarıda hiçbir şey yok” veya “ İçeride ne varsa dışarıdaki odur”. Yani insanın iç dünyası aslında tüm dünyaya ve hayata bakışının temelidir. Acı ve haz ilişkisi aslında burada da geçerlidir. Bildiğiniz üzere insan acıdan kaçar, hazzın peşinden koşar. Yani dışarıdaki hazlar yerine içimizdeki acılara, halletmemiz gereken konulara samimi bir şekilde bakabilirsek yol alabileceğiz, tekamül edebileceğiz. Ya da araba, televizyon gibi eşyaları tamamlarken bir an duracağız ve “Gerçekten bunun için mi bu hayata geldim?” diye sık sık soracağız. Aslında ihtiyacımız olmayan eşyaları satın almak için sevmediğimiz işlerde çalışacağız, mutlu olamayacağız ve sevdiklerimizle kaliteli zamanlar geçiremeyeceğiz. Madem insanın büyük çelişkisi, eşyalara sahip olmak ile iç dünyasına bakıp kendi için gerekli ve önemli değerleri, konuları anlayabilmek, bu uğurda yoğun olarak düşünmesi ve sonuçlarını kavrayabilmesi elzemdir.